Hayatı Tersten Yaşamak

15 May, 2008 (10:31) | genel | By: admin

Can Yücel’ den;
Yaşamın  en tatsız tarafı sona eriş seklidir…
Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel,  hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mı?Cami’de uyanıyorsunuz.
Bir  tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua
ediyor  ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette tabuttan doğruluyorsunuz,
yaşlı, olgun  ve ağırbaşlı olarak.
Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar,  çocuklar torunlar hepsi hazır.
Arabanıza kurulup evinize  gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir  maaşınızı alıyorsunuz.
Ne güzel, hazır maaş, hazır ev…
Altmışlı yaslara  kadar garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor,  kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve ise  ilk başladığınız gün size hoş geldin
hediyesi olarak bir plaket ve altın kol  saati veriyor patronunuz.. ve
genel müdürlük veya bunun gibi yüksek bir  makamdan tecrübeli bir insan
olarak ise başlıyorsunuz.
Herkes karsınızda  el pençe divan…
Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de  başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
Diğer hormonal  aktiviteler artıyor, fevkalade
Aman ne güzel günler başlıyor…
Derken bir gün  patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.
Bu arada babanız  ortaya çıkmış, ‘fazla çalıştın’ diyor ‘artık eve dön, işi
bırak, okumaya  basla, harçlığın benden olsun…’
Keyfe bakar mısınız?
Okuduğunuz dersler  gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden, su gölden bir dönem başlıyor.
Partiler,  diskotekler, kızların sayısı artıyor.
Derken anne ve babanız sizi götürüp  getirmeye başlı yor, araba kullanma derdi de yok artık
Günün birinde sizi  okuldan da alıyorlar, ‘evde otur, keyfine bak, oyuncaklarınla oyna  diyorlar.
Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile  temizliyorlar, hatta
bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet  kullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken anneniz bir gün size süt verme kararını  alıyor ve başka bir keyifli dönem başlıyor.
Mama artık her yerde, her an ve  en taze şeklinde hazır.
Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama  giriyorsunuz. Beslenmek için
ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan  besleniyor, sıcacık,
yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir ortamda  yaşıyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini  alıyorsunuz.
Veeeee….
En güzeli deeee……
Günün birinde müthiş  keyifli b ir geceyle hayatiniz bitiyor…
Can YÜCEL

Write a comment